Sistem Mühendisliği okurken en çok etkilendiğim şey, sistemlerin bağımsız olarak çalışabilmesi için yapılandırılmasının birincil hedef olmasıydı.
Duygulardan, değişken şartlardan, ekstra girdilerden etkilenmezlerdi. Amaç, istenen sonuca ulaşabilmek için girdilerin doğru bir hedefe yönlendirilmesiydi.
Şu an bulunduğumuz nokta, kişisel olarak uyguladığımız sistemin bir sonucu: İş kariyerimiz, fiziksel görünümümüz, entelektüel birikimimiz ve daha fazlası… Farkında olmadan işlettiğimiz kişisel sistemimiz bizi bu noktaya taşıdı.
“Farkında olmadan” diyorum, çünkü birçok insan kendisinin bir sistemi olduğunun farkında değil. Yıllar içerisinde alışkanlıklarla bir sistem kurulmuş, ama bilinçli olarak bu sistemi taramıyorlar.
Son zamanlarda mentörlük yaparken şunu fark ettim: Eğer insanlar kişisel sistemlerine bilinçli şekilde ışık tutabilirlerse, çıktılar için girdileri yönetebilirlerse sistemleri çok daha verimli hale geliyor.
Tam olarak hepimizin aradığı şey bu değil mi? Daha verimli sistemler.
Ticaret yapıyorsak, gelir akışını artırmak için sistemi optimize ediyoruz. Ofis çalışma saatlerimizi bölüyor ve daha etkin hale getirmeye çalışıyoruz. Fitness hedeflerimiz için en iyi sistemi arıyoruz.
Peki Kişisel Sistemimizi Optimize Ediyor Muyuz?
Benim üzerine konuşmayı en çok sevdiğim konu, sürtünmelerin azaltılmasıdır.
Bisiklete bindiğimiz zamanlarda, tekerleğe sürtünen bir parça olsun istemeyiz. Her pedal çevirdiğimizde yaşanan o sürtünme ilerleme hızımızı etkileyebilir. Hızımızı değiştirmese bile, çıkardığı ses bir süre sonra can sıkıcı hale gelebilir. Bundan kurtulduğumuzda daha akışkan ve zihnen daha rahat bir sürüş keyfi elde ederiz.
Kişisel sistemlerimizi işletirken de durum buna benzer. Belirli noktalardaki sürtünmeleri azalttığımızda, ilerleme hızımız ve zihnimizin rahatlığı artacaktır.
Fiziksel sürtünmeleri elimine etmek nispeten kolay. İş yeriniz evinize çok uzaksa, evinizi iş yerinize yakın bir yere taşıyabilirsiniz. Ama zihinsel sürtünmeleri azaltmak pek kolay değil. Harekete geçmek için gereken berrak zihin, bazen en çok aradığımız şey oluyor.
Farkında olmadığımız sürtünmeler, bizi yavaşlatır.
Berrak bir zihne ulaşmanın kolay yolu ise bu berraklığı bozabilecek, zihnimizi fazladan meşgul eden detaylardan kurtulmak; kişisel sistemimizi gözden geçirip ilerlediğimiz yönde görevi olmayan değişkenleri azaltmaktır.
Tıpkı bilgisayarınızın arka planında açık kalan, kullanmadığınız ama kapatmadığınız onlarca uygulamanın işlemciyi yorması gibi…
“Bir hafta sonu yaparım” deyip ertelediğiniz o ev düzenlemesi, masanızın üzerinde günlerdir duran o okunmamış evrak yığını veya verilmesi gereken ama sürekli ertelenen o küçük kararlar…
Bunların her biri, tamamlanmamış birer iş olarak aniden aklınıza gelir; ancak o an vakti olmadığı için yine ertelenir. Siz asıl işinize odaklanmaya çalışırken, zihniniz farkında olmadan bu yarım kalmış detaylara çarpar, yavaşlar ve sürtünme üretir.
Zihinsel sürtünme yaratan bu küçük ve aniden akla gelen detayları temizlemek, hayatta çok daha akışkan ve etkili bir sürüş yapmanızı sağlar.
Peki, sizin şu anki en büyük zihinsel sürtünmeniz ne? Yanıtınızı merakla bekliyorum.
Mentörlük İçin : Harekete Geç ve Devam Et
Bu mailleri her perşembe almak için, aşağıdan katılabilirsin.